Ortaca Lisesi

ÖĞRETMENLERİYLE ÖĞRENCİLERİYLE VE BAŞARILARIYLA TARİHİN TOZLU YAPRAKLARINA İSMİNİ YAZDIRMAYI BAŞARMIŞ BİR OKULUN RESMİ FORUM SİTESİNE HOŞGELDİNİZ
 
AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 bu kadar sevebilrmsiniz?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Seza
Müdür
Müdür
avatar

Mesaj Sayısı : 50
Yaş : 24
Location : MUĞLA/ORTACA
Kayıt tarihi : 21/11/07

MesajKonu: bu kadar sevebilrmsiniz?   Perş. Kas. 22, 2007 10:18 am

Bu Kadar Sevebilir misiniz?

Bir otobüs duraginda karsilasmislardi ilk kez.... Biri
tipta okuyordu, öbürü
mimarlikta. O ilk karsilasmadan sonra, bir kere, bir
kere, bir kere daha
karsilasabilmek için, hep ayni saatte, ayni duraktan,
ayni otobüse bindiler.
Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konusacak
cesareti bulmalari biraz
zaman aldi ama sonunda basardilar. Ikisi de her sabah
otobüse bindikleri
semtte oturmuyorlardi aslinda. Delikanli arkadasinda
kaldigi için o duraktan
binmisti otobüse, kiz ise ablasinda.... Sirf
birbirilerini görebilmek için,
her sabah erkenden evlerinden çikip, sehrin öbür
ucundaki o duraga, onlarin
duragina geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre
sonra...

Okullarini bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem
de çok mutlu...
Bazen issiz,bazen parasiz kaldilar ama öylesine siki
kenetlenmisti ki
yürekleri ve elleri hiçbir seyi umursamadilar. Ayin
sonunu zor
getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir
mimar olduklarinda da
hep mutluydular. Zaman asimina ugrayan, aliskanliklara
yenik düsen, banka
hesabinda para kalmadigi için yada tam tersine o
hesabi daha da kabarik hale
getirmek uguruna bitip-tükeniveren sevgilerden degildi
onlarinki...
Günler günleri, yillar yillari kovaladikça sevgileri
de büyüdü, büyüdü...
Tek eksikleri çocuklarinin olmamasiydi. Zorlu bir
tedavi sürecine ragmen
çocuk sahibi olmayinca, "bütün mutluluklarin bizim
olmasini beklemek,
bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarina.
Çocuk yerine, sevgilerini
büyüttüler... "Senin için ölürüm" derdi kadin, simsiki
sarilip adama ve
adam: "Hayir, ben senin için ölürüm" diye yanit
verirdi hep...

Bazen eve geldiginde, aynanin üzerinde bir not görürdü
kadin, "Bir tanem,
kütüphanenin ikinci rafina bak...." Kütüphanenin
ikinci rafinda baska bir
not olurdu, "Mutfaktaki masanin üzerine bak ve seni
çok sevdigimi sakin
unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi
dolu notlari okuya
okuya kosturan kadin, sonunda kimi zaman bir demet
çiçek, kimi zaman en
sevdigi çikolatalar, kimi zaman da pahali armaganlarla
karsilasirdi..
Aldigi hediyenin ne oldugu önemli degildi zaten....

Hayat ne kadar hizli akarsa aksin, isleri ne kadar
yogun olursa olsun hep
birbirlerine ayiracak zaman buluyorlardi bulmasina ama
kirkli yaslarin
ortalarina geldiklerinde, daha az çalismaya karar
verdiler. Adam, hastaneden
ayrildi ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye
basladi. Kadin da mimarlik
bürosunu kapadi ve sadece özel projelerde görev aldi.
Artik daha fazla
beraber olabiliyorlardi. Bir gün sahilde dolasirken,
harap durumda bir ev
gördü kadin, üzerinde "satilik" levhasi asili olan.
"Ne dersin, bu evi
alalim mi?" dedi adama. "Bu viraneyi yiktirir, harika
bir
ev yapariz. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman
terasi olan, martilari
kahvaltiya davet edecegimiz bir deniz evi yapalim
burayi..." "Sen istersin
de ben hiç hayir diyebilir miyim?" diye yanit verdi
adam. "Amerika'daki tip
kongresinden döner dönmez ararim emlakçiyi... Kaç para
olursa olsun, burasi
bizimdir artik...."

Sadece bir hafta ayri kalacaklarini bildikleri halde,
ayrilmalari zor oldu
adam Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konustular
telefonla. Gözyaslari
içinde kucaklastilar havaalaninda. Fakat birkaç gün
sonra, kocasinda bir
tuhaflik oldugunu fark etti kadin. Eskisi kadar mutlu
görünmüyor,
konusmaktan kaçiniyordu. Onu neselendirmek için,
sahildeki evi hatirlatti ve
çizdigi projeyi verdi kadin ama hiç beklemedigi bir
cevap aldi: "Canim, o ev
bizim bütçemizi asiyor. Sen en iyisi o evi unut..."

Mutsuzluk, mutlulugun tadina alismis insanlara daha da
aci, daha da çekilmez
gelir. Kadin, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri.
Derdini söylemesi için
yalvardi adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne
olur anlat" diye dil
döktü bos yere... Yillardir sevdigi adam, duyarsiz ve
sevgisiz biriyle yer
degistirmisti sanki. Ona ulasmaya çalistikça, beton
duvarlara çarpiyordu
kadin, her çarpmada daha fazla kaniyordu yüregi...

Bir gün, çocuklugunun, gençliginin ve bütün hayatinin
birlikte geçtigi
arkadasina dert yanarken, "Artik dayanamiyorum, sana
söylemek zorundayim"
diye sözünü kesti arkadasi. "O, seni aldatiyor. Is
yerimin tam karsisindaki
restoranda genç bir kadinla yemek yiyiyor her öglen.
Sonra sarmas dolas
biniyorlar arabaya...."

"Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanlari" diye
bagirdi kadin. Onca
yillik arkadasini, kendisini kiskanmakla suçladi....
Ertesi gün, ögle vakti
o restoranin hemen karsisinda bir köseye sindi
sessizce ve peri masallarinin
sadece masal oldugunu anladi... Kocasinin eskiden ayni
hastanede çalistigi
genç çocuk doktorunu tanidi hemen. Bazen evlerinde
agirladiklari kadina
nasil sarildigini gördü adamin...

Aksam kocasi eve gelir gelmez, bazen bagirip, bazen
aglayarak, bazen ona
simsiki sarilip bazen de yumruklayarak haykirdi
suratina her seyi. Inkar
etmedi adam. Zamanla duygularin degisebildigi,
insanlarin orta yasa
geldiklerinde farklilik aradigi gibi bir seyler
geveledi agzinda ve bavulunu
alip gitti evden. Kapidan çikarken, "son bir kez
kucaklamak isterim seni"
diyecek oldu ama kadin, "defol" dedi nefretle...

Ilk celsede bosandilar... Modern bir ask hikayesinin
böyle son bulmasina
kimse inanamadi. Arkadaslarinin destegiyle ayakta
kalmaya çalisti kadin.
Adamin, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerlestigini
ögrendi. Bazen yalniz
kaldiginda, onu hala sevdigini hissedince, aglama
nöbetleri geçiriyor, askin
yerini, en az onun kadar yogun bir duygu olan nefretin
almasi için dua
ediyordu.

Aradan bir yil geçti... Her seyin ilaci oldugu
söylenen zaman bile,
kadinin derdine çare olamamisti. Bir sabah, israrla
çalan zilin sesiyle
uyandi. Kapiyi açtiginda, karsisinda o kadini gördü.
"Sen, buraya ne yüzle
geliyorsun" diye bagirmak istedi ama sesi çikmadi.
"Lütfen, içeri girmeme
izin ver, mutlaka konusmamiz gerekiyor" dedi genç
kadin. Kanepeye ilisti ve
zor duyulan bir sesle konusmaya basladi: "Hiçbir sey
göründügü gibi degil
aslinda. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen
yil
Amerika'daki kongre sirasinda ögrendi hastaligini ve
yaklasik bir senelik
ömrü kaldigini. Buna dayanamayacagini, hep söyledigin
gibi onunla birlikte
ölmek isteyecegini biliyordu. Seni kendinden
uzaklastirmak için, benden
sevgilisi rolünü oynamami istedi. Ailesine de haber
vermedi. Birlikte
Amerika'ya yerlestigimiz yalanini yaydi. Oysa ilk
karsilastiginiz otobüs
duraginin karsisinda bir ev tutmustu. Tedavi görüyor
ve kurtulacagina
inaniyordu ama olmadi. Gece fenalasmis, bakicisi beni
aradi, son anda
yetistim. Sana bu kutuyu vermemi istedi..."
Gözlerinden akan yaslari
durduramayacagini biliyordu kadin. Hemen oracikta
ölmek istiyordu. Eline
tutusturulan kutuyu açmayi neden sonra akil edebildi.
Itinayla katlanmis bir
sürü kagit duruyordu kutuda. Ilk kagitta, "Lütfen
bütün notlari sirayla oku
bir tanem" diyordu... Sirayla okudu; "Seni çok
sevdim", "Seni sevmekten hiç
vazgeçmedim", "Senin için ölürüm derdin hep, dogru
söyledigini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni
istemedim" "Simdi bana söz
vermeni istiyorum." "Benim için yasayacaksin, anlastik
mi?" son kagidi eline
alirken, kutuda bir anahtar oldugunu gördü kadin... Ve
son kagitta sunlar
yaziliydi:

"Sahildeki evimizi senin çizdigin projeye göre
yaptirdim. Kocaman terasta
martilarla kahvalti ederken, ben hep seni izliyor olacagim...."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://1992muham.spaces.live.com/default.aspx?mkt=tr-TR&partner=
 
bu kadar sevebilrmsiniz?
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» ne kadar online kaldın...ziyaretçi ve üyeler için
» Bir Konuyu nasıl bu kadar hızlı indexleyebilirim ?
» Ders 4 : 100'e kadar sayılar
» Warcraft 3 & Dota-Allstar
» -SeViL Ve EkReM eVlEnİrSe- 3 bÖLüm SyF:8

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ortaca Lisesi :: Kantin :: Ortaca LİSESİ :: BİT PAZARI :: Şiirler & Güzel Sözler-
Buraya geçin: